Google

 Newsletter

OUR CATALOGUES

dokuman


Please click to see our
Corporate catalogues.

Müzik ile Terapi

Müzik, öyle bir sanattır ki, yeri gelir neşelendirir, yeri gelir hüzünlendirir, huzur verir, sakinleştirir, coşturur içimizi. Hangi tarzda olursa olsun, hayatımızda önemli bir alana sahip olmuştur bu sanat dalı. Kimi zaman soframıza, kimi zaman kitabımıza, sohbetimize, kimi zaman ise yalnızlığımıza eşlik etmiş, dost olmuştur bizlere…

Müzik ruhun gıdasıdır diye bilinir. Peki müziğin, ruhumuza, sağlığımıza ne gibi etkileri olabilir?

Gelin hep beraber bu sanatın farklı bir yönü olan müzikle tedaviyi keşfe çıkalım.

Dr. Harika Tercan’ın belirttiği üzere, insanlığın müziğin etkilerinden haberdar olması ve bundan faydalanmayı bilmesi neredeyse müziğin başlangıcı kadar eskidir. Kibalyon’un “Evrenin tamamı bir titreşimdir” aforizmasından yola çıkacak olursak müziğin kaynağına gitmeye başlarız. Fizik bedendeki en temel şey nefestir ve bir sese sahiptir. Nefesle beraber kalp atışlarımız bu sese eklenen ilk ritimdir. Bu şekilde ilk müzik, insan bedenindeki hareketle başlamış olur. Bu armoni devam ettiği sürece sağlık mevcuttur.

T.C. Haliç Üniversitesi Konservatuvar Türk Musikisi Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Pınar Somakcı, Türklerde Müzikle Tedavi çalışmasını, Orta Asya Türk Kültüründe Müzikle Tedavi, İslam Medeniyetinde Müzikle Tedavi ile Selçuklu ve Osmanlılarda olmak üzere üç başlık altında incelemiştir.

Orta Asya Türk Kültüründe Müzikle Tedavi

Orta Asya döneminde kullanılan kopuz veya saz tedavi edici, iyi ruhları çağıran, kötü ruhları kovan önemli bir çalgı olarak kullanılmıştır. Ayrıca Altaylar ve kuzeyinde davullar da hasta tedavisinde ve dini törenlerde özellikle “şamanlar” tarafından kullanılmıştır. Şaman her şeyden önce kendine özgü tekniğiyle, ruhu göklere yükselten veya yer altına indiren bedenin vücuttan ayrıldığını hissettiren bir trans (aşkın) ustasıdır. Kendisinin davul çalarak ruhları hükmü altına aldığı, ölülerle, şeytanlarla, cin ve perilerle irtibat kurarak hastalara şifa dağıttığı aktarılmaktadır.

Daha sonra İslam dini tesiri ile “Baksı” adını alan tedavi eden hekimler Altay, Kaşgar, Kırgız Türklerinde ortaya çıkmıştır. Baksı, seans süresince müzik, şiir, taklit ve dansı sanatkâr bir biçimde birleştirerek hastayı iyileştirmeye çalışmıştır.

Yine Özbekistan’da da pek meşhur olmasa da halkın içinde “Kinne Yöyücü” ler yani nazar değen insanları tedavi edenler olmuştur. Onların da tedavileri, yine şarkı söyleyerek veya dans ederek şeytanı kişinin ruhundan kovmayı hedefleyerek olmuştur.

İslam Medeniyetinde Müzikle Tedavi

İslam Medeniyeti tarihinde özelikle tasavvuf ekolü mensupları (sufiler) müzikle uğraşmış, onu kullanmış ve savunmuşlardır. Sufiler, akli ve asabi hastalıkların müzik ile tedavi edildiğinden bahsetmişlerdir.

Bu dönemde yaşamış büyük Türk-İslam alimleri ve hekimleri Zekeriya ErRazi (854-932), Farabi (870-950) ve İbn Sina (980-1037) müzikle tedavinin bilhassa müziğin psişik hastalıkların tedavisinde ilmi esaslarını kurmuşlardır.

Farabi, “Musiki-ul-kebir” ¹adlı eserinde müziğin fizik ve astronomi ile olan ilişkisini açıklamaya çalışmıştır.

Selçuklu ve Osmanlılarda Müzikle Tedavi

Bir Selçuklu Türk’ünün yaptırdığı Şam’daki Nurettin Hastanesinde İbn Sina, müzikle akıl hastalığının tedavisini uygulamıştır. İbn Sina’nın tesirleri Osmanlı devrinde de devam etmiştir.

Osmanlı saray hekimi Musa bin Hamun, diş hastalığı ve çocuk psikoloji hastalıklarını iyileştirmede müzikle tedavi yöntemini kullanmıştır. İbn Sina’nın meşhur eseri “El Kanun fi’t-tıbbi” adlı eserini tercüme eden Tokatlı Mustafa Efendinin talebesi Hekimbaşı Gevrekzade Hasan Efendi (18.yy) yazdığı eserinde İbn Sina’nın eserinden çok faydalandığını ifade etmiştir ve ”Emraz-ı Ruhaniyeyi Negama-ı Musikiye” adlı eserinde, çocuk hastalıklarına hangi makamın iyi geldiğinden bahsetmiştir ².

Atatürk’ün Müziğe Verdiği Önem

Atatürk, bütün sanat dallarına önem verdiği gibi, müziğe de büyük önem vermiştir. 1913 yılında Sofya’da askeri ateşe olarak görev yaptığı dönemde, çok sesli müziğe ilgi duymaya başlamış, klasik müzik konserlerine ve operalara giderek bu tarz müzik türlerini yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Türk toplumuna evrensel müziğin çok sesli ezgilerini tanıtmayı, sevdirmeyi amaçlayan Atatürk, Türk musikisinin gücünü ve etkisini hiç bir zaman görmezden gelmemiştir. Şarkılar ve türküler onun günlük yaşamının bir parçası olmuştur. Atatürk’ün müziğe verdiği önem ve müziğin gelişimine3 dair yaptığı çalışmalar, onun bir sanat aşığı olduğunun ispatı olmuştur.

Tarihsel dönemlerde müzikle tedavi hakkındaki bilgilendirmelerin ardından Dr. Harika Tercan’ın belirttiği Müzikle tedavinin uygulama aşamalarını da incelemek uygun olacaktır.

Müzikle Tedavinin Uygulama Aşamaları:

Kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak için tedavide 3 seviye belirlenir:

1. Destekleyici ve etkinliğe yönelik müzikle tedavi

2. Eğitici, tedavi sürecine ve iç görüye yönelik müzikle tedavi

3. Düzenleyici, rahatsız edici duyguları dışa vurmaya yönelik müzikle tedavi (Analitik ve katarsis 4 yönelimli müzikle tedavi)

Görüldüğü üzere, müziğin insan ruhu ve bedeni üzerinde oldukça olumlu etkileri vardır. Doğru müzikle birçok negatif duygudan ve birçok hastalığın üstesinden gelinebilmektedir.

Aşağıda verilen linklerdeki (1ve 2) bilgiler incelendiğinde, makamların nelere iyi geldiği daha net görülmektedir.

Bol müzikli günler geçirmeniz dileğiyle…

¹Bknz: Syf 134 http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_15/07_somakci.pdf

²Bknz: Syf 136-137 http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_15/07_somakci.pdf

³Bknz: http://www.ataturkdevrimleri.com/yazi-543-ataturk-un-muzige-verdigi-onem.html

Bknz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Katarsis

Kaynak:

Doğu’da ve Batı’da müzik terapinin kısa tarihçesi: http://www.tumata.com/ContentDetail.aspx?cid=83

Türklerde Müzikle Tedavi: http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_15/07_somakci.pdf

Müzikle Tedavi: http://bakirkoy.aktiffelsefe.org/?q=content/m%C3%BCzikle-tedavi-

http://www.ataturkdevrimleri.com/yazi-543-ataturk-un-muzige-verdigi-onem.html

 

Düzenleyen: Yevkine Çilingir | Kurumsal İletişim Birimi, Halkla İlişkiler Sorumlusu