Google

 E-Bültenlerimiz

KATALOGLARIMIZ

dokuman


Kurumsal kataloglarımızı
görmek için tıklayınız

Mimariye İnsan Bedeniyle Yaklaşım

Kemiklerimizin Önemi

Mimari tasarımlar yapılırken doğadaki örneklerden yararlanmak günümüzde son derece yaygın olan bir yöntemdir. Çünkü doğadaki tasarımlar her yönden kusursuzdur. Enerji tasarrufu, estetik, kusursuz işlevsellik, sağlamlık gibi mimari bir tasarımda olması gereken bütün özellikler doğadaki örneklerde eksiksiz olarak mevcuttur. Her ne kadar insanların karşısında örnek almaları için çok üstün sistemler bulunsa da bunların taklitleri hiçbir zaman asılları kadar iyi ve pratik olamamaktadır.

Bir mühendislik harikası olarak kabul edilen Eiffel Kulesi'nin tasarımına neden olan olay, kulenin inşasından 40 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu olay, o yıllarda İsviçre'nin Zürih şehrinde "uyluk kemiğinin anatomik yapısını” ortaya çıkarmayı amaçlayan bir çalışmadır.

1850'li yılların başında, Anatomist Hermann Von Meyer, uyluk kemiğini kalça eklemine bağlayan parçayı incelemiştir. Uyluk kemiğinin leğen kemiğine oturduğu yer kendi ekseni dışındaki bir kıvrım üzerinde bulunmaktaydı. Von Meyer, dikey konumdayken 1 ton ağırlığı kaldırabilecek bir kapasiteye sahip uyluk kemiği içinin tek parça halinde değil, birbiri içine geçmiş kafes şeklindeki minik çubuklardan (trabeculae) oluştuğunu fark etmiştir.

1866 yılında İsviçreli mühendis Karl Cullman, Von Meyer'in laboratuvarını ziyaret etmiştir ve Anatomist Meyer, Cullman'a incelediği kemiğin bir bölümünü göstermiştir. Cullman kemiğin, üzerinde oluşacak yük ve basınç etkisini azaltacak bir tasarıma sahip olduğunu fark eder. Bu tasarım, kemiğin içindeki uzantıların, insan ayakta durduğu zaman kemiklere etki eden kuvvet hatları boyunca düzenlenmiş olmasıdır. Bir mühendis olan Cullman, aynı özelliğin bir dizi çivi ve destek sistemi ile de sağlanabileceğini düşünmüştür. Daha sonra Eiffel Kulesi'nin inşası sırasında bu düşüncelerini uygulama fırsatı bulmuştur.

Eiffel Kulesi de uyluk kemiğindeki gibi, demir kıvrımları, metal çivi ve desteklerden oluşan karışık bir kafes örgü ile inşa edilmiştir. Bu örgü sayesinde kule, rüzgarın eğme ve makaslama kuvvetleri ile oluşan basınca rahatlıkla dayanabilmektedir.

Hal böyleyken, yani böyle kusursuz bir mekanizmaya sahipken, ona bakmamak, hor kullanmak nankörlük olurdu. Öyleyse bu sayımızda sizlere kemiklerimizden ve ofiste uymamız gereken bazı kurallardan bahsedelim.

Omurga; vücudu dik tutan, destekleyen en önemli kolon görevini görmektedir. Ayrıca esnek disk yapılarıyla vücudun istenildiği şekilde eğilip bükülmesine, harekete katılmasına da yardım etmektedir. Ancak iş ortamında yapılan hatalar omurgaya uygunsuz yük binmesine neden olmaktadır.

Bilgisayar başında daha fazla zaman geçirmek, uygunsuz pozisyonda çalışmak, hareketsiz iş ile yaşam temposu nedeniyle bir yandan da kilo almak, omurgaya binen yükü daha da artırmaktadır. Bunların sonucunda da son yıllarda iş ortamına bağlı bel ve boyun sorunlarında belirgin bir artış görülmektedir. Öyle ki bilgisayar kullananların yarısından fazlası omurgaya bağlı ağrı, tutulma, uyuşma, karıncalanma ve kramp gibi şikayetleri olduğunu belirtmektedir.

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat Hamit Aytar, omurga sorunlarının “ağrı” anlamına geldiğini belirterek, “bunun sonucunda da hastanın iş verimi düşüyor. Üstelik uzun süre masa ve bilgisayar başında çalışanlarda önce duruş bozukluğuna bağlı kas ağrıları ile kas spazmları görülürken, geç kalındığında ise bu sorun, boyun ile bel fıtığına kadar ilerleyebiliyor. Hasta şiddetli ağrılar nedeniyle iş ve güç kaybı yaşayabiliyor, hatta işinden ayrılmak zorunda bile kalabiliyor” uyarısında bulunmaktadır.

Aytar, omurga sorunlarının genellikle uzun süre sabit bir pozisyonda ve uygunsuz pozisyonda çalışmaktan kaynaklandığına dikkat çekerek, “Ofis ortamında yapılan en önemli hata, uygunsuz oturuş pozisyonu almaktır. Özellikle sırtı desteksiz, dik pozisyon verilemeyen koltuk veya tabure kullanmak, sırtı desteklemeden boşlukta oturmak, klavyeyi ve monitörü uygunsuz yerde konumlandırmak bel ya da boyun omurgası üzerine yük bindirerek omurga sorunlarına neden olmaktadır.

HANGİ HAREKETLER OMURGA İÇİN RİSKLİ?

• Uygunsuz; sırtı desteksiz, arkaya fazla esneyen koltuklarda oturmak,

• Özellikle bilgisayar başında sırt desteksiz, iki büklüm veya öne kaymış biçimde uzun süre oturmak,

• Gün boyu sürekli ayakta kalmak,

• Çok ağır olsun ya da olmasın sürekli yük taşır pozisyonda olmak, desteksiz – ani yük kaldırmak.

10 ADIMDA BEL VE BOYUN SAĞLIĞINIZI KORUYUN

1. Sırtınızı daima dik tutun: İşyerinde iki büklüm, öne kaymış bir şekilde asla oturmayın. Boşlukta, sırt dayamadan oturmak omurgaya çok daha fazla yük bindirmektedir. Sırtınızı dik ve ergonomik bir koltukta, dayayarak oturmaya özen gösterilmelidir.

2. Bilgisayar ve klavyeyi doğru yere yerleştirin: Bilgisayarın monitörü tam karşınızda olmalıdır. Göz seviyeniz bilgisayar ekranının üst-orta seviyesine gelmelidir. Klavye de karşınızda konumlanmış halde ve dirsek seviyesinde bulunmalıdır.

3. Boynunuzu boşlukta bırakmayın: Boyun özellikle yorulduğu için boşlukta kalmamalıdır. Boyunun yorulmaması için sırt, fırsat bulunduğunda baş, her zaman koltuğa yaslanmalıdır.

4. Ağır yükleri kontrolsüz kaldırmayın: Yerden veya masadan ağır bir yük, kontrolsüz biçimde kaldırılmamalıdır. Kaldırabileceğinizden fazla yük, yardımsız ve desteksiz asla alınmamalıdır.

5. Her saat başı hareket edin: Koltukta çok uzun süre oturulmamalıdır. Her saat başı kısa süreliğine de olsa ayağa kalkılmalı, esnetici egzersizler yapılmalı veya dolaşılmalıdır.

6. Ergonomik ayakkabılar giyin: Uzun süre ayakta kalıyorsanız, ayağınıza uygun ergonomik ayakkabı giymekte fayda vardır. Omurgaya fazla yük binmesine neden olan çok yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınılmalıdır.

7. Boyun ve bel egzersizleri yapın: İşyerinde yapabileceğiniz basit ve etkili boyun ile bel egzersizleri omurgayı korumada en etkili yöntemdir. Hekiminizden egzersiz listesi isteyin. Kontrollü, uzman rehberliğinde düzenli sporun sizin için en iyi koruma ve tedavi yöntemi olduğu da unutulmamalıdır!

8. Çantanızdaki gereksiz yüklerden kurtulun: Her gün kullandığınız iş çantası ağır olmamalıdır. Çantayı hep aynı tarafta taşımamaya da dikkat edilmelidir.

9. ‘Kütletme’ hareketi yapmayın: Halk arasında boynu ve beli “kütletme” diye tabir edilen anormal, zorlayıcı hareketler asla yapılmamalıdır. Bu hareket kısa süreli rahatlatıyor gibi gelebilir. Ancak uzun vadede omurgayı yıpratan ve bozan kısır döngünün, eklem yüzeylerindeki ciddi aşınma ve bozulmaların nedeni olacaktır.

10. İdeal kilonuzda kalın: Omurganızın üzerine binen yükü azaltmak için ideal kiloda kalmaya, fazla kilolardan kurtulmaya özellikle dikkat edilmelidir.

Alınacak bu küçük önlemler dışında, bir uzman yardımı ile sorunlu bölgelerimizi, Yoga veya Pilates seansları sayesinde iyileştirmeye destek olabiliriz.

Düzenleyen: Yevkine Çilingir | Kurumsal İletişim Birimi, Halkla İlişkiler Sorumlusu

Kaynakça:

http://www.ntvmsnbc.com/id/25379450/

http://www.populerbilgi.com/genel/biyomimetik_mim_kemik.php#127

http://www.mailce.com/eifell-kulesi-nasil-yapildi-eyfel-kulesi-nasil-insaa-edildi-eifell-kulesi-insaati-resimleri-eifel-kulesinin-ozelligi.html

http://www.kanserveyasam.org/TR/omurilik-ve-omurga-tumorleri/53.aspx